Anasayfa  >  Yazarlar  >  Hümeyra Aydemir
İSTANBUL'DA İSTİKRAR MI KAZANACAK REFORM MU?

Hümeyra Aydemir

17 Haziran 2019 - 17:27:47

Çıktı Al

Yorum (4)

Hümeyra Aydemir

İSTANBUL'DA İSTİKRAR MI KAZANACAK REFORM MU?

2019 Türkiye yerel seçimleri 31 Mart 2019 tarihinde yapıldı ve seçim sonucunda İlçe Belediye Başkanı, Büyükşehir Belediye Başkanı, Belediye Meclis Üyeleri, İl Genel Meclis Üyeleri, Muhtarlar ve İhtiyar Heyetleri belirlenmiştir. 

Ancak İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerini CHP adayı Ekrem İmamoğlu'nun kazanmasına rağmen AK Parti'nin hatalı sandık tutanakları ve geçersiz oyların yeniden sayılması talebiyle itiraz etmesi üzerine YSK oyların yeniden gözden geçirilmesi talebini kabul etti ve 17 Nisan’da oylar yeniden sayıldı. Oyların tekrar sayımında aradaki fark ciddi oranda kapanmış olsa da bu kez CHP'nin itirazıyla sayım durdurulmuş ve Ekrem İmamoğlu YSK İstanbul İl Seçim Kurulundan mazbatasını alarak göreve başlamıştır.

Akabinde AK Parti birleştirme tutanaklardaki tutarsızlıklar ve sandık görevlilerinin kanuna rağmen kamu görevlisi olmaması gibi sebeplerle olağanüstü itiraz hakkını kullanmış ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin yeniden yapılması için itiraz etmiştir. YSK kararıyla gerekli araştırmaların yapılması sonucu sandıktaki usulsüzlükler sebebiyle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin 23 Haziran 2019 tarihinde yeniden yapılması kararı alınmıştır.

Bir yanda 17 yıllık AK Parti iktidarının 'istikrar' söylemleriyle İBB adayı Binali Yıldırım diğer yanda CHP'nin 'reform' söylemleri ve vaatleriyle İBB adayı Ekrem İmamoğlu. İstikrar ve reform kelimeleriyle bir nevi adaylıklarını izah eden siyasilerin kullandıkları bu terimler üzerine biraz durmakta fayda var.  Nitekim bu konuda bazı tezatlık ve yinelemelerden ötürü öncelikle liderlerden ziyade bu iki parti hakkında bazı görüşler belirtmek isterim. Türkiye siyasal hayatı temel alındığında gelmiş geçmiş bazı muhafazakâr partilerin 10-15 yıllık süreçle başka bir isim ve liderle yeniden yapılanması reformu çağrıştırırken,  Türkiye Cumhuriyet'inin ilan edildiği sene kurulan ilk parti olma özelliğini koruyan CHP'nin kendi içinde daha istikrarlı olduğu görülmektedir. Ancak CHP'nin ilk parti olması ve kurulduğu seneden itibaren ne kadar kendi içinde görüş ve çıkar ayrışmalarına düşse de 1950 yılından beri iktidar olamaması, reform söylemlerini yalnızca iktidarın değişmesini istemeleri yönünde kullandıklarını düşündürmektedir.

16 gün gecikmeli verilen mazbata konusuna değinmek gerekirse, bu süreçte Ekrem İmamoğlu Trabzonlu oluşu ve mazbatasının geç verilmesi gibi nedenlerle geniş bir kitleye ulaşmış ve kendini Türkiye halkına tanıtmasına da vesile olmuştur. Nitekim Türkiye Siyasal Hayatına baktığımızda birçok siyasinin haksızlığa uğraması ve bu durumu bir avantaja çevirerek tabiri caizse mağdur edebiyatıyla halkın gönlünde yer edinmelerine yahut öldükten sonra dahi yanlış ve hatalarına rağmen iyi anılmalarına sebebiyet vermiştir. Bu duruma birçok örnek verilebilir. Erdoğan’ın şiir okuduğu için hapse girmesi, Menderes’in anayasa ihlalleri gibi birçok konunun öne sürülmesiyle asılarak idam edilmesi gibi… Burada asıl mesele iddia edildiği gibi İmamoğlu İBB seçimlerini kaybetse dahi Başkanlık seçimleri için güçlü bir aday olarak karşımıza çıkabilecek mi, yoksa CHP'nin her dönem çıkardığı adayların belli süre gündemde olup seçim sonrası mağlubiyetle unutulup gitmesiyle mi sonuçlanacağıdır.

İmamoğlu’nu diğer CHP'li adaylardan ayıran özellik elbette ki yalnızca mazbatasının geç verilmesi ve kazandığı seçimin yenilenmesinden kaynaklı mağdur edildiği iddiası değil aynı zamanda Trabzonlu oluşu ve muhafazakar kökeniyle değerlere dikkat çekmesi de önemli bir husustur. Ayrıca daha önce İstanbul Beylikdüzü Belediye Başkanlığı yapmış olması da İstanbul'da kendisi için bir artı oluşturmuş ve ülke genelinde halk tarafından takdir ve sevgi kazandığı gibi CHP için de yeni bir lider olma potansiyeliyle övünç kaynağı olmuştur. Acaba Ekrem İmamoğlu seçimleri kazanma fırsatına ulaşırsa, beklentiler doğrultusunda vadettiği çevreci ve reformist söylemlerini yerine getirip çok daha fazlasıyla ''Türkiye siyasal hayatında iz bırakabilecek, Türkiye için yeni bir güçlü lider konumuna ulaşabilecek mi?'' , ''fırsat verilse rakibi AK Parti adayı Binali Yıldırım'dan daha fazla icraatta bulunabilecek mi?'' gibi sorular zihinleri meşgul etmektedir.

Yıldırım'ın siyasi hayatı 3 Kasım 2002 yılında AK Parti kuruculuğuyla başlamış bu durum AK Parti için güçlü ve güvenilir bir aday olmasını sağlamıştır. Ayrıca siyasi hayatı boyunca ülke çapında yapmış olduğu büyük projeler hem başarısını arttırmış hem de sempatik söylemleriyle halkın sevgisini kazanmıştır. Bunların yanı sıra 58. 59. ve 60. hükümet dönemlerinde TC Ulaştırma Bakanlığı yapması, 2018 yılı 27. ve son Başbakan olması ve yeni sistemin ilk TBMM Başkanı seçilmesi gibi durumlar onu siyasi geçmiş yönünden daha tecrübeli ve güvenilir kılmakla birlikte adaylığını da güçlendirmiştir. Ancak iddia edildiği gibi bir kısım AK Parti seçmeninin iktidara küsmesinden kaynaklı oy kullanmaya gitmemesi yahut başka partiye oy vermesi gibi durumlardan ötürü Binali Yıldırım İBB başkanı olsa dahi ''AK Parti içindeki olumsuz algıyı ve AK Parti seçmen tavrını değiştirebilecek mi?'' gibi hususlar kafa kurcalamaktadır.

Tüm bu hususlar göz önüne alındığında Türkiye'de genel olarak adaydan önce adayın mensup olduğu partinin ne olduğuna bakan bir toplum olarak, takım tutar gibi parti desteklemek,  henüz gelişmekte olan orta büyüklükte bir devlet olduğumuzun bir göstergesi olduğu gibi aynı zamanda halk tabanının daha fazla bilinçlenmesi gerektiği sonucunu çıkarmamızı göstermektedir. Gerek bahsettiğimiz siyasiler için avantaja dönüşen ve onların yükselmesinde önemli bir nokta olan mağduriyet kaynaklı halk tarafından sahip çıkılmaları gerekse takım tutar gibi siyasi parti destekleme hususunun altında yine halk tabanındaki sosyolojik yapıdan kaynaklanmış olduğu aşikârdır. Bu durumda İstanbul'da istikrar mı kazanacak reform mu bilinmez ancak halkın sosyolojik yapısındaki değer algıları, eğitim sistemi, demokrasiye katılım oranı gibi hususlar çok daha önemli konulardır. Yine de halkın iktidarı ve mensup olduğu partiyi cezalandırma gibi tavırları bahsettiğimiz halk tabanındaki uyanışları çağrıştırmakta ve kimi kesimler için umut olmaktadır…

YORUM BIRAKIN
YORUMLAR  ( 4 Yorum )
Ali Pehlivan
4 Ay önce
Genel olarak İstanbul seçimini özetleyen bir yazı olmuş adayları ve adayların parti yapılarını açıklama kısmı gayet güzel ve açıklayıcı olmuş biraz daha kapsamlı olabilirdi diye düşünüyorum yani daha çok derine inmekten bahsediyorum sonuç olarak emeğinize sağlık.
Hatice Meryem Gezmen
4 Ay önce
Şahane olmuş, ellerinize sağlık. Taraflıları öfkelendiren bir tarafı olsa da yazının, biz sadece huzur isteyen taraflar olarak ayakta alkışlıyoruz yazınızı. Nefretten, öfkeden, kindrn arınmış kaleminize kuvvet inşaAllah. Selâmlar, sevgiler...
Fevzi Kaya
4 Ay önce
Köşe yazınız taraf belirtmeksizin gayet açıklayıcı ve okuyanlara adaylar hakkında bilgi vermekte. Kendi düşüncelerinizi analizlerinizi yansıtmanız okuyanları düşünmeye ve konu hakkında biraz daha detaya indirmeye teşvik edebilir. Naçizane fikrim budur kabul buyurursanız. Başarılarınızın devamı dileğiyle..
YİĞİT YAĞIZ APAYDIN
4 Ay önce
Ancak bu kadar güzel yorumlanabilirdi başarılarının devamını dilerim.
DİĞER YAZILARI
BEYİN KANAMASI GEÇİREN KARDELEN’İN ORGANLARI 5 KİŞİYE HAYAT VERDİ
YUTMA GÜÇLÜĞÜ, BEYİN TÜMÖRÜ HABERCİSİ OLABİLİR
ORENDA KOZMETİK YURT DIŞINA AÇILIYOR
"ÇOCUĞUNUZUN HUZURSUZLUĞU KULAĞINDAN KAYNAKLANABİLİR"
YAKALANDIĞI KANSERİ KİTAPLARLA YENİYOR
TGAP KÜLTÜRÜ TRABZON’DA ANLATILDI
ANKARA GARI PROSTAT KANSERİ İÇİN MAVİ KRAVAT TAKTI
GÖZYAŞI KANAL TIKANIKLIĞINA DİKKAT
İŞİTME ENGELLİLERİN ELLERİ, SESLERİ OLACAK
VI. TÜRK TIP DÜNYASI KURULTAYI İSTANBUL’DA
BAĞIRSAKLARIN UNUTKANLIĞI HASTALIK HABERCİSİ
HER 8 KADINDAN 1’İ RİSK ALTINDA

EN ÇOK OKUNANLAR