“Mangal alışkanlığı mide kanserini tetikliyor”
Prof. Dr. Gökhan Akbulut, Kurban Bayramı’nın vazgeçilmezi mangalın sık kullanımına ilişkin uyardı: "Etin özellikle ateş ve alevle, aşırı dumana maruz kalması, yanarak kömürleşmesi yapısını değiştiriyor. Bu da yemek borusu ve mide kanseri riskini artırıyor."

13 Agustos 2019 - 12:00:04

Çıktı Al

Yorum (0)

Whatsapp haber ihbar
Reklam
Prof. Dr. Gökhan Akbulut, Kurban Bayramı’nın vazgeçilmezi mangalın sık kullanımına ilişkin uyardı: "Etin özellikle ateş ve alevle, aşırı dumana maruz kalması, yanarak kömürleşmesi yapısını değiştiriyor. Bu da yemek borusu ve mide kanseri riskini artırıyor."
Medipol Mega Üniversite Hastanesi’nden Genel Cerrah Prof. Dr. Gökhan Akbulut, yüksek ateş ve dumana maruz kalan yiyeceklerin aşırı tüketilmemesi tavsiyesinde bulundu. Akbulut, yaptığı yazılı açıklamada, yüksek ateşe maruz bırakılan etin ve salamura alışkanlığının yemek borusu ile mide kanseri riskini arttığına dikkati çekti. Kanserin genellikle sessiz seyrettiğini belirten Akbulut “Ancak kilo kaybı, iştahsızlık ve halsizlik, kansızlık gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Yemek borusu ve midenin üst kısmına ait tümörlerde ise yutma güçlüğü, katı gıdaların takılması, şişkinlik, karın ağrısı olabilir. Bazen kalın bağırsak tümörlerinde de büyük abdestte kan görülmesi, dışkı karakterinde, şeklinde değişiklik olabilir” bilgisini verdi.
"Alev etin yapısını değiştiriyor"
Akbulut, yemek borusu kanserlerinin genellikle buzdolabının olmadığı, kullanılmadığı uzak doğu ülkelerinde görüldüğüne işaret ederek “Gıdaları saklamak için özellikle balıkları tütsüleyerek yani duman ve is altında kurutuyorlar. Bazen, gıdalar aşırı tuzlanarak ya da salamura yapılarak saklanıyor. Böylece bir mevsim tuttukları balıkları bu şekilde saklayarak yıl boyu tüketiyorlar. Bu tür saklama yöntemlerinde besini bozmayacak kadar bakteri çoğalıyor ve bu bakteriler nitrit dediğimiz kanserojen maddeler üretiyor” değerlendirmesinde bulundu.
Bu tür gıdaları çocukluk çağından itibaren tüketmenin yemek borusu ve mide kanserlerine neden olduğunu belirten Akbulut “Bir kez bu tür gıdalar tüketmek elbette buna sebep olmaz. Kanser oluşumunda daha müzmin bir süreçten, alışkanlıklardan söz etmek daha uygun olur. Aynı şekilde mangal yaparak et tüketmek, gıdaların özellikle ateş ve alev, aşırı dumana maruz kalması, yanarak kömürleşmesi gıdaların yapılarını değiştiriyor. Bu tür gıdaları sürekli tüketmek de bir risk faktörü olarak değerlendirilmeli” dedi.
Akbulut, sigara, tandır fırınları, asfalt, mangal, aşırı hava kirliliği gibi kişinin sürekli dumana maruz kalmasının sadece akciğer kanseri değil, sindirim sistemi, üriner sistem kanserleri içinde risk faktörü olduğuna dikkati çekti.
“Kabızlığa neden oluyor”
Salamura gıdalar, yani aşırı tuz içeren ve asidik-bazik kimyasallara maruz bırakılan gıdalardan uzak durulması gerektiğini vurgulayan Akbulut, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu gıdaları çok miktarlarda ve sürekli tüketmek sindirim sisteminde tahrişe neden olur. Bu tür gıdaları aşırıya kaçmadan tüketmek gerekiyor. Bu tür gıdaların tüketilmeden önce iyice yıkanması üzerindeki tuz ve kimyasalların azalmasını sağlar. Bir diğer önemli konu bu gıdaların içinde bozulmaya neden olmayacak kadar bakteri ürer ve bu bakteriler nitrit, nitrat türevleri üretebilirler. Bunlarda kanserojendir. Yüksek kalorili, yağdan zengin, posası az gıdalar tüketmek ve bunun sebep olduğu şişmanlık, hareketsizlik bütün kanserler için önemli bir risk faktörüdür. Özellikle kabızlığa neden olan bu durum kalın bağırsağın besinlerle alınan kanser yapan maddelere daha uzun süre maruz kalmasına neden olur.”
“Yiyecekleri kömürleştirmeyin”
Akbulut, en ideal pişirme ve saklama yöntemlerine ilişkin “Yiyecekleri taze tüketmeli, iyice yıkamalı ve yapılarını bozmayacak şekilde pişirmeliyiz. Özellikle mangal yaparken etleri kömürleştirmeyecek şekilde pişirmek gerekir. Yiyecekleri çok tuzlamadan, fazla kimyasallara maruz bırakmadan saklamak ya da pişirmek en uygunu. Saklama yöntemleri içinde en uygunu buzdolabı ama yine de gıdaların taze tüketilmesi gerekiyor. Uzun süre buzdolabında saklanan gıdalar da yavaş yavaş bozulur. Bir gıdayı dondurduktan sonra buzlarını çözdüğümüzde tekrar dondurmak gıdanın yapısının bozulmasına neden olur. Dolayısıyla taze tüketmek, iyi yıkamak, yeterince pişirmek en uygun yöntem” dedi.
Akbulut, kanser geliştikten sonra temel tedavinin cerrahi olduğuna dikkati çekerek sözlerini şöyle tamamladı: “Disiplinler arası ortak bir çalışma gerekir. Bu bir takım çalışmasıdır. Bu takımın içinde, gastroenterolog, onkolog, radyasyon onkoloğu, radyolog, girişimsel radyolog, diyetisyen, psikolog, sosyal hizmet uzmanı bulunmalı. Bazen ameliyattan önce ve sonra ışın tedavisi ve ilaç tedavisi (kemoterapi) gerekebilir. Hastanın ameliyat öncesi ve sonrası diyetisyen gözetiminde beslenme desteği ve psikolojik destek alması gerekebilir.”
KAYNAK: İHA

Etiketler: SAĞLIK,

YORUM BIRAKIN

YORUMLAR  ( 0 Yorum )
Habere hiç yorum yapılmamış
BENZER HABERLER
Mükemmeliyetçi aile, takıntı hastalığına neden oluyor
Psikolog Gülcem Yıldırım, “Mükemmeliyetçi aile takıntı hastalığına neden oluyor” dedi.
16.05.2019
Kişisel sağlık verileri koruma yönetmeliği yayımlandı
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, vatandaşların kişisel sağlık verilerinin korunması işlenmesi ve kaydedilmesi yönetmeliğinin Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmesi sonrasında açıklamalarda bulundu. Bakan Koca, "Mahremiyet düzeyi yüksek olan sağlık verilerinin erişimine kısıtlamalar getirilebilecek" dedi.
22.06.2019
Ani sinirlenmeler alzaymır belirtisi olabilir
Nöroşirurji Uzmanı Op. Dr. Kerem Bıkmaz, alzaymır belirtileri hakkında bilgi verdi. Op. Dr. Bıkmaz, ani sinirlenmelerin alzaymır belirtisi olabileceğini söyledi.
12.07.2019
Diş beyazlatma dişe zarar vermiyor
Diş Hekimi Erce Beleçoğlu, diş beyazlatma konusunda önemli bilgiler verdi.
22.07.2019
Yaz geldi, ayak ve ağız hastalıklarına dikkat
Doğal bir arı ürünü olan ve binlerce yıldır pek çok hastalığa karşı koruyucu, aynı zamanda tedaviye destek olarak kullanılan propolisininin vücutta B ve T lenfositlerini aktive ederek antikor üretimini arttırdığı ve doğrudan bağışıklığın güçlenmesine yardımcı olduğu bildirildi.
18.07.2019
Yalanı nasıl fark edebiliriz
Uzman Psikolojik Danışman Şenol Baygül, yalan söyleme ve yalanın fark edilmesi konusunda önemli bilgiler verdi. Baygül, “Öncelikle bilinmeli ki herhangi bir günde 10 ile 200 yalana maruz kalabiliyoruz. Yalanı kısaca tanımlayacak olursam, diğer insanlara bilerek, yanlış olduğu bilinen bir bilginin doğruymuş gibi iletilmesi, ödüllendirilmek ya da birine zarar verme amacıyla bir başkasını açıkça yanıltma girişimi diyebilirim. Burada önemli olan niyetli ve bilinçli bir şekilde gerçeğin değiştirilmesi ya da çarpıtılmasıdır. Eşinin yeni kestirdiği saçlarını beğenmediği halde “güzel olmuş” diyen bir kişi ile işlediği cinayeti inkar eden kişi arasında aslında fark yoktur. Yalnızca toplumun yalanlara verdiği beyaz, pembe, tozpembesi, siyah gibi... isimler sayesinde farktan söz edebiliriz” diye konuştu.
24.05.2019
’’DEPREM OLACAK KORKUSU PSİKOLOJİK RAHATSIZLIKLARA SEBEP OLABİLİR’’
“VİTREKTOMİ İLE KALICI GÖZ KAYBININ ÖNÜNE GEÇİLİYOR”
FAZLA KAFEİN BAŞINIZI AĞRITABİLİR
"AŞIRI SUDA KALMAK İŞİTME KAYBINA NEDEN OLABİLİR"
DIŞ KULAK YOLU İLTİHABI TATİLİNİZİ KABUSA ÇEVİRMESİN
“KADINLAR, SEZARYEN SONRASI İSTMOSEL PROBLEMİNİN FARKINDA DEĞİL”
ÇOCUKLARDA İNATLA BAŞ ETME YOLLARI
SOMON DNA TEDAVİSİ İLE CİLDİNİZ GENÇLEŞİYOR
TÜSEB ÖDÜLLERİ İÇİN BAŞVURULAR BAŞLADI
UZMANLAR UYARIYOR: “MERDİVEN ALTI ESTETİK GÖZÜNÜZÜ KAYDIRABİLİR”
VAMPİRE FACELİFT UYGULAMASIYLA GENÇ KALIN
KANSER TANISI KONAN CEZAYİRLİ HASTA ŞİFAYI TÜRKİYE’DE BULDU

EN ÇOK OKUNANLAR